facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Kasım 2008

Sosyal Ağ İnsanları, Buradalar Tesadüfen


Sosyal ağları etkin kullananlar aslında farkında olmadan hayatlarının büyük bölümünü sosyal ağ endeksli yaşamaya başladılar. Acaba insanlar bunları kullanırken ne düşünüyor?



• Gideceğin herhangi bir semineri, konferansı, etkinliği, iş yemeğini status olarak yazarsın, çünkü sen devamlı bu şekilde yaşarsın, "karşıdaki araziye boş boş bakmak sana yakışmaz"
• Bu etkinliklerdeki resimleri fotoğraf albümüne eklersin, çünkü status olarak yazmak akılda kalmaz, resimler daha etkilidir
• İş dünyasındaki önemli isimleri mutlaka arkadaş listene eklersin. Hiç bir şekilde tanışmamış olsan da, çünkü "Haaa evet o bizim Ahmet abi, ben tanıyorum, istersen arayayım, tüh cebi neydi" şeklindeki diyaloglar senin için bir güç gösterisidir . "Ahmet abi benim facebook arkadaşım".
• Popüler kampanyalara destek verirsin (internet sansürü... ), çünkü "Sen hem işinde son derece başarılı bir kişi, hem de sosyal duyarlılık abidesi bir kişisin"
• Önemli etkinliklere gitmesen de kendini katılımcı eklersin, çünkü diğer katılımcıların kendi isminden haberdar olmasını istersin. Biraz insaflıysan "belki katılırım" seçeneğini işaretlersin. Zaten İstanbul trafiği hiç bitmez, ve her zaman son anda çıkan bir toplantı olabilir.
• O vesikalık resmi profiline niye koyarsın?, çünkü "insanlar vesikalık fotoğraflarında hep güzel ve yakışıklıdır".
• Doğum günü olayına artık daha bir önem verir hale gelirsin, çünkü Facebook sağ tarafta bunları listeler.



• "Ne yapıyorsun" sorusuna daha önce "İyi be ne olsun, iş güç koşuşturma" yanıtını verirken twitter da "Bilmemkimle kahve içiyorum ;)" yanıtını verirsin
• Seni takip eden sayısı takip ettiğinden fazlaysa karizmatiksindir.
• Herkesin senin abuk sabuk mesajlarını takip etmesini istersin ama sen bu konuda çok seçici davranırsın.
• O an ne yaptığın herkesin en çok merak ettiği konulardan biridir.



• Girdiğin içerik çok önemlidir 580 like 1560 yorum almak istersin. Herkes birden fazla like verse iyi olmaz mı diye düşünürsün. Hatta Scoble like verse sonraki 3 gün mutlu olursun
• Her konuya yorum getirmen, her konuyla alakalı söyleyecek birşeylerin var imajı yaratman içindir; hem ekonomik krize çözüm getirirsin, hem Amerika başkanlık seçimlerinde desteklediğin bir aday vardır, hem de GS-FB maçındaki sahaya diziliş taktikleri konusunda fikir sahibisindir.
• Twitter konusundaki takip durumu burada da geçerli
• Eski 3-5 arkadaşını bayramda aramak yerine mesaj atarsın ama sosyal ağlardaki 580 kişinin bayramını kutlarsın.

Bunların bazıları benim için de geçerli, onları okurken gülümsedim :)

16 Nisan 2008

Sosyal Ağların Gerçek Hayata Etkisi

Son bir kaç yıl içerisinde popüler olan sosyal ağlar hayatımızdaki etkisini farklı açılardan irdelemek gerekiyor.

Birincisi yarattığı iletişim kolaylığı. İnsanların çeşitli sosyal ihtiyaçlarının sanal ortamda karşılanmasını kullanıcıların yararına olarak düşünebiliriz. Diğer taraftan arkadaşlık,duygusal ve iş yaşamı için çeşitli iletişim kolaylıkları yaratmakta. Bir nevi kendisini tanıtım için bir kanal oluşturmakta. Özellikle insanların birbirini anlayamadığı veya anlamak için çaba sarfetmediği günümüzde kişi kendisini Her türlü ilişki için karşınızdakinin sizin hakkınızdaki bilgilere ulaşması son derece önemli. Kişinin sıklıkla durumunu güncellemesi, kontakları için kendisini canlı tutmakta. İş yaşamı için de sağladığı bir çok imkanı benzer şekilde sıralayabiliriz.

İkinci boyuta geçmeden önce buna bağlı olarak şu an yapılan ve yakın zamanda yapılması muhtemel yeniliklere bakalım. Web 3.0 yaklaşımıyla birlikte bu sosyal hareketlerin modellenerek kişi için çeşitli hareket önermelerinin veya kontaklar arası ilişkilerin analiz edilmesi hedefleniyor.



İkinci boyuta gelirsek. Sosyal ağlar kişinin hayatını kolaylaştırma amaçlı görevini abartarak kişinin hayatını yönlendirebilir mi? Kişinin hayatının büyük çoğunluğunu ele geçirdiği zaman, bu sanal hayat kişiyi yönetmeye başlar mı? Örneğin benim sevdiğim filmler, izlediğim filmler gibi bilgileren yola çıkarak, bana "Bu akşam şu filme gidebilirsin?" şeklindeki bir önerme benim hayatımı değiştirir mi? Belki ben o akşam sinemaya gitmeyi planlamıyorum. Benim kafamda o akşam için yapılabilecek şeylerin alternatif maliyet hesabını da mutlaka yapacaktır bu sistem :) Diğer taraftan benim arkadaş buluşmalarımı takip ederek ihmal ettiğim bir arkadaşım için "Bak .. ile uzun zamandır görüşmedin, git bu akşam görüş" şeklinde bir emirle de karşılaşabilirim. Bu durumda ben hayatı bir sistem tarafından planlanan ve onun emriyle hayatımı sürdürdüğüm bir makine haline dönüşebilir miyim?

Diğer taraftan yapay zeka ve roboting ile ilgili yapılan çalışmalara baktığımızda bu robotlar da gün geçtikçe insana yaklaşmaya başlıyor.

Acaba sosyal hayatı robotlaşmaya doğru gidecek insan ile gerçek insan olmayı hedefleyen robotlardan hangisi bu hedefe daha önce ulaşacak. Belki de Platon'un "ruh ve meta aynı şeydir" önermesine benzer bir şekilde akıllı robot ve gerçek insan aynı kişi mi olacak?

03 Şubat 2008

Yeni Medya : Yazılım

Microsoft'un Yahoo'ya önerdiği teklif üzerine yapılan yorumlar arasında Forbes'ten Nicholas Carr'in "yazılım yeni bir medya oluyor" şeklinde bir değerlendirmesine rastladım. Özetle web uygulamalarının geçirdiği süreçten , içerik ve kullanıcı yönetimindeki yeniliklerden bahsetmiş. Artık ölçümlemenin her şey olduğuna da vurgu yapmış.

Önceki yazılarımda web yaklaşımlarının değişmesiyle yazılımın ve yazılımcının rollerinin değiştiğinden bahsetmiştim.

Bu konuya farklı bir açıdan bakarak, Web e yön veren 3 örneği incelersek;

Google : Şu an bulunduğu konuma geliştirdikleri arama algoritmaları sayesinde gelmişlerdir.
Amazon : Kitap satışıyla başlayan serüvenleri yaptıkları başarılı veri madenciliği yöntemleri sayesinde satışlara yansımış ve bir örnek teşkil etmiştir
Facebook : Daha önce onlarca büyük sosyal ağ platformu olmasına rağmen, facebook üzerine uygulama geliştirme ve kullanıcı için yaptıkları veri madenciliği yöntemleriyle aradan sıyrılmıştır.

Web girişimlerinin başarılarını değerlendirdiğimizde uzun ve detaylı bir süreçten bahsedebiliriz. Fakat yukarıdaki örneklerden yola çıkarak rekabet ortamında farkın yazılım odaklı yaklaşımlarla yapıldığını söylemek çok da yanlış olmaz. Bu 3 örnek için de yazılım dışındaki yöntemlerle başarıyı yakalamak pek de mümkün görünmüyor. Burada bir yanlış anlaşılmayı önlemek adına bir parantez açmak istiyorum. Bu 3 örnek için de yazılım ilk kurşun niteliğinde önemli bir unsur olmuştur ama başarı diğer etkenlerin katkısıyla gelmiştir.

Yazılımın yeni bir medya olmaktan öteye medyayı yönlendirici bir etken olduğunu söylemek sanırım daha doğru olur. Amerika'da şu an 40 milyar dolar olan online reklam pazarının 2008'de 80 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Ülkemizde de 2008 içerisinde bu oranda bir artış olmasını öngörürsek ve bir online mecranın da uygulanan yazılım yöntemleri etkisiyle başarıya ulaştığı örneklerinden yola çıkarsak yazılımın bu pazar payında etkileyici unsur olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.

06 Ocak 2008

Bir Delinin Hatıra Defteri

Gogol'un "Bir Delinin Hatıra Defteri" oyununu tekrar okurken Gogol'ın Google a kelime olarak çok benzediğini farkettim. O anda kafamda 20 yıl sonra yazılacak bir başarı (veya sonradan başarısızlık) öyküsünün ismi belirdi. "Google,İki delinin hatıra defteri". Şu an bile aslında Google için yazılmış başarı öyküsü veya firma hikayesi şeklinde çok sayıda kitap var. Belki de şu ana kadar yazılanlar o kitap için bir önsöz niteliğinde kalacak. Zaten adı üstünde anı kitabı, tahmin yürütmeye gerek yok.

Google'ın iş yaşamında bir devrimin öncüsü olduğunu kabul edersek, aslında iki deli tanımlaması çok da uzak olmaz. Peki delilik nedir veya iş yaşamında fark yaratmak için illaki deli mi olmak gerekir? Aslında ikisinin de deli kalıbına pek uymayacağını söyleyebiliriz fakat bu süreçteki bazı tercihler biraz delilik gerektirmiştir.



Ben fark yaratmanın normalin üstü ve dahilik arasında bir yerde olduğunu düşünüyorum. Yani kesinlikle ezber bozacaksınız ama bu ezberi yani şu anki genel yaşanan hayatı uzaktan da olsa göreceksiniz. Bu tanım aslında kendi konumumla da çok alakalı olan internet girişimlerinde başarılı olmak konusuna uygun düşmekte. Aslında Google kesinlikle donanım ve yazılım anlamında bazı disiplinleri bir araya getirmiştir. Fakat daha farklı olarak Facebook benzeri girişimlere baktığımızda bunu tam anlamıyla söylemek zor. Kesinlikle farklı kurgular ama sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla de düşünülmüş yapılar. Aslında deli veya dahi olarak tanımlayabileceğimiz kişilerin de genel olarak az alanda kendini aşmış ama diğer alanlardan tamamen kopmuş olduğunu söyleyebiliriz. Farklı olmak ikisinin ortasında bir noktada kesişiyor: Hayatı çok iyi bilen ama ezber bozan.

Anı kitabı yazmak herkesin yaptığı bişey. 40 yıllık bir yönetmenden tutun meşhur olmak için memleketini terkeden şöhret adayına kadar. Aslında herkesin yazılacak bir hikayesi var. Kendileri veya başkaları tarafından.

Belki de günün birinde Sergey ve Larry'nin yolları ayrılır ve bu kitap birisi tarafından "Bir Delinin Hatıra Defteri" olarak yazılır. Kalan mı daha deli olur yoksa giden mi bunu kestirmek zor :)

02 Kasım 2007

Programlanabilir Web

Facebook'un bu kadar hızla hayatımıza girip kullanıcı ve altyapı bazında bazı devrimler yaratmasıyla birlikte aslında web 3.0 ın programlanabilir web standartı yavaş yavaş yaygınlaşmya başladı. Web 3.0 yazılımcısı profilinde olabilecek değişikliklerden bahsetmiştim. Google'ın facebook a karşı oluşturduğu OpenSocial'da facebook tan daha rahat bir geliştirme ortamı sunacakları vaad ediliyor. FBML gibi ekstra kuralları öğrenmenin gerek olmayacağı gibi. Tabii ki diğer sosyal ağ ve benzeri platformların rekabet ortamı için bunu yapması kaçınılmaz gibi görünüyor.

Çok geriye gitmeden herhangi bir web tabanlı uygulamasında döviz bilgilerini göstermek için harcadığımız çabayı ele alalım. Bir bankadan bu bilgiyi almamız arada bir iş ortaklığı yoksa hala zor gibi görünüyor. Burada aslında kritik nokta verinin değerli olmasıydı. İçerik sağlayıcı bu içerik için bir maliyet harcıyor ve doğal olarak bunu ücretsiz vermiyordu. Web 2.0 ın içeriği kullanıcının yaratması özeliğiyle aslında maliyeti çok da fazla olmayan bir veri topluluğuna sahip olunabiliyor.

Bir facebook uygulamasından örnek verelim. Siz benim yazdığım bir facebook uygulamasını kullanmaya başlarsanız ben geliştirici olarak sizin ve arkadaşlarınızın profil bilgilerini alabiliyorum. Burada insanların facebook kullanırken açık olma özelliğini varsayarsak bu ayrıntı çok da önemli değil. Yani CRM kapsamında insanların çok büyük maliyetlerle elde ettiği profil bilgilerine ulaşmak mümkün oluyor. Bunu sadece sosyal ağ ile sınırlandırmazsak business anlamında çok daha fazla açılım yapması muhtemel görünüyor.

İdris Cin'in belirttiği şekilde sadece programlanabilir web uygulamaları için uygulama geliştiren yazılımcılar oluşmaya başlayacak. Diğer taraftan veriyi elde etme maliyetlerinin düştüğünü varsayarsak bu verilerin bilgiye dönüşme ve bunların gerçek uygulamalarda bir aksiyon olarak kullanılma konusu daha da önem kazanacak. Aslında şu aralar her şeyin daha hızlandığı ve belirsizliğin arttığı, stratejilerin anlık olarak değişebileceği bir döneme giriyoruz. Daha fazlasını bekleyip göreceğiz.