google etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
google etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Nisan 2008

Google App Engine


SaaS (Software as a Service)'i bir model olarak tartışırken Google App Engine platformunu lanse etti. App Engine PaaS (Platform as a Service) modelinde çalışmakta. Genel anlamda özetlersek developerlar kendi ürettiği projeleri bu engine altında çeşitli limitler altında çalıştırabilecek. Bu limitler 500MB depolama alanı, günlük 200M megacycles CPU, ve günlük 10GB bantgenişliği. Türkiye servisleri için bir hayli yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Şu an sadece Python uygulamaları için kullanılabilir durumda olduğu için deneme fırsatım olmadı. Ama bir tanıtım videosu var. Son yıllarda çok sayıda yeni proje yapıldığı için bir nevi bu projelerin ilk aşamasındaki maliyeti düşürmek hedefleniyor. Yeni projelerde başlangıç altyapı maliyeti de aslında son derece önemli.

Geliştiriciler için her şey güzel görünüyor. Peki Google açısından?

Projedeki kullanıcı yönetimi google hesaplarıyla entegre çalışmakta. Yani tek hesapla kullanmakta olduğumuz tüm Google araçlarına ek olarak google dışındaki kişilerin de yaptığı projelere ulaşmak mümkün. Bu özelliğini Facebook uygulamalarına benzetebiliriz. Aslında bir taraftan da bu projelerin kullanıcı yönetiminde google hesaplarını openid mantığında kullanmakta. Yeni trend olan openid den google bu stratejiyle de pay kapmak istiyor. Ücretsiz araçlarla oluşturduğu kullanıcı bağımlılığına diğer kişilerin yaptığı projeleri de ekleme niyetinde. Bunun karşılığında da size altyapı veriyor.

Şu an .net geliştiricileri için bir şey yok. Belki önce PHP desteği gelir. Microsoft'un da benzeri bir politika izlemesi sanırım hem kendileri için hem de .net geliştiricileri için faydalı olacaktır.

03 Şubat 2008

Yeni Medya : Yazılım

Microsoft'un Yahoo'ya önerdiği teklif üzerine yapılan yorumlar arasında Forbes'ten Nicholas Carr'in "yazılım yeni bir medya oluyor" şeklinde bir değerlendirmesine rastladım. Özetle web uygulamalarının geçirdiği süreçten , içerik ve kullanıcı yönetimindeki yeniliklerden bahsetmiş. Artık ölçümlemenin her şey olduğuna da vurgu yapmış.

Önceki yazılarımda web yaklaşımlarının değişmesiyle yazılımın ve yazılımcının rollerinin değiştiğinden bahsetmiştim.

Bu konuya farklı bir açıdan bakarak, Web e yön veren 3 örneği incelersek;

Google : Şu an bulunduğu konuma geliştirdikleri arama algoritmaları sayesinde gelmişlerdir.
Amazon : Kitap satışıyla başlayan serüvenleri yaptıkları başarılı veri madenciliği yöntemleri sayesinde satışlara yansımış ve bir örnek teşkil etmiştir
Facebook : Daha önce onlarca büyük sosyal ağ platformu olmasına rağmen, facebook üzerine uygulama geliştirme ve kullanıcı için yaptıkları veri madenciliği yöntemleriyle aradan sıyrılmıştır.

Web girişimlerinin başarılarını değerlendirdiğimizde uzun ve detaylı bir süreçten bahsedebiliriz. Fakat yukarıdaki örneklerden yola çıkarak rekabet ortamında farkın yazılım odaklı yaklaşımlarla yapıldığını söylemek çok da yanlış olmaz. Bu 3 örnek için de yazılım dışındaki yöntemlerle başarıyı yakalamak pek de mümkün görünmüyor. Burada bir yanlış anlaşılmayı önlemek adına bir parantez açmak istiyorum. Bu 3 örnek için de yazılım ilk kurşun niteliğinde önemli bir unsur olmuştur ama başarı diğer etkenlerin katkısıyla gelmiştir.

Yazılımın yeni bir medya olmaktan öteye medyayı yönlendirici bir etken olduğunu söylemek sanırım daha doğru olur. Amerika'da şu an 40 milyar dolar olan online reklam pazarının 2008'de 80 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Ülkemizde de 2008 içerisinde bu oranda bir artış olmasını öngörürsek ve bir online mecranın da uygulanan yazılım yöntemleri etkisiyle başarıya ulaştığı örneklerinden yola çıkarsak yazılımın bu pazar payında etkileyici unsur olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.

11 Ocak 2008

Web 1.0'ı Tekrar Hatırlamak

Web 3.0'ın konuşulduğu web 2.0'ın olgunlaştığı bir dönemde yerel hedefli uygulamalar arasında bence en dikkat çekici olanı bir web 1.0 uygulaması. Uzman Tv 'nin çok yeni olmasına rağmen ciddi bir boşluğu doldurduğunu söyleyebilirim.

Bu projeyi 2 açıdan değerlendirmek gerekiyor. Birincisi interneti günün büyük bir kısmında kullananlar için artık faydalı bir şeyler yapma zorunluluğunun doğması. Özellikle facebook la birlikte insanlar saatlerce benzeri sitelerde zaman geçirmekte ve bir süre sonra bu sadece vakit kaybıyla sonuçlanmakta.

İkincisi web 2.0 konseptinin en önemli özelliği olan içeriğin kullanıcı tarafından oluşması.Bu kategorideki sitelerin yaygınlaşmasıyla birlikte internet içeriği ciddi bir biçimde arttı. Veri doğruluk oranının değişmediğini varsaysak bile içeriğin artmasıyla yanlış bilgi sayısı hızla arttı. Viki tarzı uygulamalarda yanlış içerik diğer kişiler tarafından düzeltilse bile yine de kuşkuyla yaklaşmak olası. Popüler bir örnekten yola çıkmak gerekirse; Avrupa Yakası'yla gündeme daha çok gelen Engin Günaydın'ı bazı içeriklerde Erol Günaydın'ın oğlu olarak bulabiliriz. Ülkemizde sıkça raslayabileceğimiz amatörce yönetilen ve içeriğin uzmanlık alanları sınırlı ve düşük profilli kişiler tarafından oluşmasıyla aslında bir bilgi çöplüğü oluşmaya başladı. İçeriğin kullanıcı tarafından yaratıldığı sistemlerde içeriğin kısmen subjektif yorumlarla oluşma riskini de arttırdı.



Geçtiğimiz günlerde Google tarafından betaya sunulan ve wikipedia ya rakip olarak lanse edilen KNOL projesi de aslında benzer bir amaca hizmet ediyor. Yani içeriğin konunun uzmanları tarafından girilmesi.

Aslında bu süreci teknik anlamda web 2.0'ın bol içerik konseptiyle birlikte büyük dataların yönetimi ve kullanılmasıyla ilgili tekniklerin denendiği geçiş süreci olarak değerlendirebiliriz. Zamanla çoğu doğru çok sayıda içeriğin yerini, tamamen objektif çok sayıda içeriğin alacağı bir döneme giriyoruz.

İnternetin iletişim ve bilgi bulma anlamındaki en büyük eksiği olan bilgi doğruluğu problemi de zamanla aşılaşacağa benziyor.

Sonuç olarak daha önceki yazılarımda da değindiğim şekilde; web veya benzeri standartları, bazı ihtiyaçlardan yola çıkılarak düzenlenen ve kullanım doğruluğu kullanıldığı zamana göre değişen disiplinler olarak düşünebiliriz. Yani projeleri modayı takip etmek adına belli standartlara uydurmak "millet alışverişte görsün" davranışından öteye geçemeyecektir.

06 Ocak 2008

Bir Delinin Hatıra Defteri

Gogol'un "Bir Delinin Hatıra Defteri" oyununu tekrar okurken Gogol'ın Google a kelime olarak çok benzediğini farkettim. O anda kafamda 20 yıl sonra yazılacak bir başarı (veya sonradan başarısızlık) öyküsünün ismi belirdi. "Google,İki delinin hatıra defteri". Şu an bile aslında Google için yazılmış başarı öyküsü veya firma hikayesi şeklinde çok sayıda kitap var. Belki de şu ana kadar yazılanlar o kitap için bir önsöz niteliğinde kalacak. Zaten adı üstünde anı kitabı, tahmin yürütmeye gerek yok.

Google'ın iş yaşamında bir devrimin öncüsü olduğunu kabul edersek, aslında iki deli tanımlaması çok da uzak olmaz. Peki delilik nedir veya iş yaşamında fark yaratmak için illaki deli mi olmak gerekir? Aslında ikisinin de deli kalıbına pek uymayacağını söyleyebiliriz fakat bu süreçteki bazı tercihler biraz delilik gerektirmiştir.



Ben fark yaratmanın normalin üstü ve dahilik arasında bir yerde olduğunu düşünüyorum. Yani kesinlikle ezber bozacaksınız ama bu ezberi yani şu anki genel yaşanan hayatı uzaktan da olsa göreceksiniz. Bu tanım aslında kendi konumumla da çok alakalı olan internet girişimlerinde başarılı olmak konusuna uygun düşmekte. Aslında Google kesinlikle donanım ve yazılım anlamında bazı disiplinleri bir araya getirmiştir. Fakat daha farklı olarak Facebook benzeri girişimlere baktığımızda bunu tam anlamıyla söylemek zor. Kesinlikle farklı kurgular ama sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla de düşünülmüş yapılar. Aslında deli veya dahi olarak tanımlayabileceğimiz kişilerin de genel olarak az alanda kendini aşmış ama diğer alanlardan tamamen kopmuş olduğunu söyleyebiliriz. Farklı olmak ikisinin ortasında bir noktada kesişiyor: Hayatı çok iyi bilen ama ezber bozan.

Anı kitabı yazmak herkesin yaptığı bişey. 40 yıllık bir yönetmenden tutun meşhur olmak için memleketini terkeden şöhret adayına kadar. Aslında herkesin yazılacak bir hikayesi var. Kendileri veya başkaları tarafından.

Belki de günün birinde Sergey ve Larry'nin yolları ayrılır ve bu kitap birisi tarafından "Bir Delinin Hatıra Defteri" olarak yazılır. Kalan mı daha deli olur yoksa giden mi bunu kestirmek zor :)

15 Ağustos 2007

Yeni Nesil Google

Google'ın şaşılacak kadar kısa sürede sonuç getirmesinin verdiği hayranlığın artık aşıldığını düşünüyorum. Bir taraftan da kütüphanede bilgi aramak ile kıyaslandığındaki muhteşem hız yerini "acaba doğru mu?" kuşkularının artmasına bıraktı. Bir çok kişinin ortak sıkıntısı ise artık Google'da aradığını bulamamak. Veritabanı ve Pazarlama yazısında kısaca bahsettiğim şekliyle bilinçsiz veri toplama sonucunda artık bir çok kişinin elinde az kullanılmış veri çöplükleri var. Bir süre sonra acaba google da bir çöplük olacak mı? Aradığını bulamama problemi ile birlikte içeriğin bu hızla artmasıyla içerik kalitesinde de belli oranda düşüş yaşanacağı kesin.

Aradığını bulamamak problemi için en büyük neden olarak eşsesli kelimelerin kargaşasını örnek verebiliriz. Temel bir çözüm olarak kullancı deneyimlerini baz alarak yapılan indekslemeler bu problemi biraz azaltacaktır. Her aramada binlerce sonuç yerine bana özel sonuç kümesi gelmeli. Örneğin ben daha çok yazılımla alakalı kelimeler arıyorsam "structure" kelimesi yazdığımda muhtemelen inşaat görmek istemiyorumdur. Diğer taraftan bu özellik de benim gerçekten inşaatla alakalı bilgi aradığım durumlarda problem yaratacaktır.

Olaya farklı bir açıdan bakalım. Bir çok kişinin iş görüşmesi öncesi adayın ismini google da aradığını biliyoruz. Arayan kişinin aday hakkında çıkan sonuçları aslında kendi deneyimleri sonucu geleceği için o kişiye ne kadar yakın veya uzak olduğu hakkında da bir fikir verebilir. Aynı şekilde iki kişinin birbiriyle yakınlığı hakkında da bir fikir verebilir. Diğer taraftan çalışan da iş görüşmesi yapacağı genel müdürün ismini googleda aratıp, onun bir röportajını okuyup, bu bilgileri iş görüşmesinde kullansa sanırım doğru bir iş yapmış olur.

Daha da ileri gidersek medeni kanuna google aramalarında belli oranda uyumluluk şartı getirilebilir:) Birbirinizi çok seviyorsunuzdur ama aranızda ne yazık ki google vardır. Google hayatımıza daha fazla girmeye devam edecek mi acaba?