Techcrunch50 finalistlerinin bir çoğunu inceledim. Yaratıcı fikir olarak projelerin bir kaç proje dışında vasatın üstüne çıkmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca bu yılki aday girişimlerde direk baskın bir web yaklaşımının olmadığını da görüyoruz . Sonuç olaral global anlamda web 2.0'ın bittiği ama web 3.0'ın da hala çok yakın olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor. Önümüzdeki 1 yıl içerisinde facebook, twitter, friendfeed gibi kullanıcı davranışlarını temelden değiştirecek fikirler çok fazla çıkmayabilir.
Ülkemizdeki duruma bakarsak aslında bu boşluğu bir çok noktadaki aç pazarı doyuracak projelerle değerlendirmek mümkün. Aslında bunu trendleri biraz geriden takip etmenin, dezavantajları yanında getirdiği bir şans olarak düşünebiliriz. 2012'deki ülkemizdeki e-ticaret pazarının büyüyeceği beklentisiyle birlikte belki de gerçek satışları internetten satışlara yöneltecek yenilikçi fikirlerin denenmesi bu dönemde doğru olabilir.
Ülkemizde hala internetin bir iletişim kanalı olarak kullanılması ve internetin firmalar tarafından hala reklam ve tanıtım mecrası olarak görülmesinden dolayı, iş dünyasının interneti kendi iş stratejilerinin önemli bir yerinde konumlandıracak modelleri araması da bir alternatif olabilir.
Ben web 3.0 döneminin web 2.0'dan çok daha karmaşık olacağını düşünüyorum. İçerik modelleri ve iş modellerinin beraberce kullanıldığı yapılara rastlayabiliriz. Şu anki başlangıç web 3.0 deneme uygulamalarının daha çok içerik odaklı kullanılmasının devamındaki süreçte, bu uygulamalar iş modellerinin içerisinde kullanılacaktır. Bu fark aslında web 3.0'ın, bir türlü iş modelleri bulunamayan web 2.0 ile arasındaki yeni farklardan birisi de olabilir.
internet girişimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet girişimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Eylül 2008
Web 2.0 Bitti ,Web 3.0'ı Beklerken
Etiketler:
internet girişimleri,
semantic web,
techcrunch,
techcrunch50,
web 2.0,
web 3.0
16 Ağustos 2008
Kuryeler, Motosiklet, Mesai
Motosiklet kullanmak bence hayatın en keyifli uğraşlarından birisi. Peki hiç keyif amacıyla motosiklet kullananlarla kuryeler arasındaki kullanım farkına dikkat ettiniz mi? Sürüş esnasındaki durumlar, yüz ifadeleri, aldığı keyif veya yaşadığı sıkıntılar. Aslında özünde fiziksel olarak aynı aktivite. Arada tek bir fark var; birisi bunu zorunlu olduğu için diğeri ise zorunlu olmadan yapıyor.
Peki biz çalıştığımız yerlerde işlerimizi zorunlu olduğumuz için mi yapıyoruz? Cevap büyük olasılıkla "evet". Belki de iş diğer maddi ihtiyaçlarımızı karşılaması ve bize sosyal statü sağlaması amacıyla hayata karşı ödediğimiz bir kira. Herkes "çalışmak" zorunda. Doğal olarak da herkes kuryeler gibi motosiklet kullanıyor. Hatta bazen yaptığı işin ne olduğundan bile habersiz bir şekilde. Aslında çalışmak hayatımızın bir parçası değil midir? Sinemaya gitmek, uyumak, futbol maçı izlemek, yemek yemek gibi.
Aslında "çalışmak" kelimesinden bu kavram hakkındaki yanlış apaçık. Bir yazılımcı çalışmaz; "yeni sistemleri hayata geçirir", bir tiyatrocu çalışmaz; "bir karakter yaratır", bir destek elemanı çalışmaz; "müşterinin problemine yardımcı olur", bir yönetici çalışmaz; "çözüm bulur". Tabii ki tüm bunları söylerken işsizlik, farklı pozisyonlarda çalışma zorunluluğu, yanlış meslek seçimi gibi problemlerden bağımsız konuşuyorum.
Ben sinemaya gitme saatlerimi kendi hayatıma göre ayarlayabiliyorsam, çalışma saatlerimi de ayarlayabilmeliyim, çünkü bu da benim hayatımın bir parçası. Mekan ve zaman bağımlı işleri bir kenara bırakırsak aslında son yıllardaki bir çok iş kolundaki üretimin esnek ofis ve esnek çalışma saatlerinde yapılabildiğini görüyoruz. Fakat çoğu çalışanlardan kaynaklı olabilecek uygulamadaki bazı problemlerden dolayı bunların hiç biri hayata geçemiyor.
Diğer taraftan 9-6 mesaisiyle yazılan bir roman, yapılan bir beste, çalışılan bir tiyatro oyunu var mıdır acaba? Peki bu işlerin özelliği hepsinin sanatla alakalı olmaları mı? Bir yazara veya müzisyene sorduğunuzda işinin onu yormaması da belki bu yüzden midir?
Tüm dünyada özellikle internet projeleri için klasik olmayan çalışma ortamları uygulamaya konulmasına rağmen ülkemizde bunun örnekleri ne yazık ki hala yok. Üretmek, servis vermek,çözüm bulmak, kuryeler gibi mutsuz şekilde değil ama seyahat eder gibi.
Peki biz çalıştığımız yerlerde işlerimizi zorunlu olduğumuz için mi yapıyoruz? Cevap büyük olasılıkla "evet". Belki de iş diğer maddi ihtiyaçlarımızı karşılaması ve bize sosyal statü sağlaması amacıyla hayata karşı ödediğimiz bir kira. Herkes "çalışmak" zorunda. Doğal olarak da herkes kuryeler gibi motosiklet kullanıyor. Hatta bazen yaptığı işin ne olduğundan bile habersiz bir şekilde. Aslında çalışmak hayatımızın bir parçası değil midir? Sinemaya gitmek, uyumak, futbol maçı izlemek, yemek yemek gibi.
Aslında "çalışmak" kelimesinden bu kavram hakkındaki yanlış apaçık. Bir yazılımcı çalışmaz; "yeni sistemleri hayata geçirir", bir tiyatrocu çalışmaz; "bir karakter yaratır", bir destek elemanı çalışmaz; "müşterinin problemine yardımcı olur", bir yönetici çalışmaz; "çözüm bulur". Tabii ki tüm bunları söylerken işsizlik, farklı pozisyonlarda çalışma zorunluluğu, yanlış meslek seçimi gibi problemlerden bağımsız konuşuyorum.
Ben sinemaya gitme saatlerimi kendi hayatıma göre ayarlayabiliyorsam, çalışma saatlerimi de ayarlayabilmeliyim, çünkü bu da benim hayatımın bir parçası. Mekan ve zaman bağımlı işleri bir kenara bırakırsak aslında son yıllardaki bir çok iş kolundaki üretimin esnek ofis ve esnek çalışma saatlerinde yapılabildiğini görüyoruz. Fakat çoğu çalışanlardan kaynaklı olabilecek uygulamadaki bazı problemlerden dolayı bunların hiç biri hayata geçemiyor.
Diğer taraftan 9-6 mesaisiyle yazılan bir roman, yapılan bir beste, çalışılan bir tiyatro oyunu var mıdır acaba? Peki bu işlerin özelliği hepsinin sanatla alakalı olmaları mı? Bir yazara veya müzisyene sorduğunuzda işinin onu yormaması da belki bu yüzden midir?
Tüm dünyada özellikle internet projeleri için klasik olmayan çalışma ortamları uygulamaya konulmasına rağmen ülkemizde bunun örnekleri ne yazık ki hala yok. Üretmek, servis vermek,çözüm bulmak, kuryeler gibi mutsuz şekilde değil ama seyahat eder gibi.
Etiketler:
internet girişimleri,
iş yaşamı,
motosiklet
12 Temmuz 2008
Eleştirirken Biraz Empati Kurmak
Webrazzi'de Arda'nın twshot yazısı çıktıktan sonra orada bir kaç haksız eleştiri almıştık. Daha sonra haber.gen.tr ile ilgili yazıda yine ismi belirsiz bir kişi tarafından yapıcı olmayan yorumlar geldi. En son Erhan'ın g.ho.st tanıtım yazısı yine çok yapıcı olmayan tarzda eleştiriler aldı. Buna benzer diyaloglar farklı yerlerde de çok sayıda mevcut. Tam da "internet girişimi" diye bir sektörün oluşmaya başladığı hissine kapıldığımız şu günlerde bence yerli üreticiler olarak önemli bir sıkıntımız ortaya çıktı.
Bir avuç insan bu işe kafa yoruyor, belki bunların en fazla yarısı projelerin içinde yer alıyor. Sanırım herkes bu konuda var olabilmek için genel anlamda ülkemizin belli bir yol katetmesi gerektiğini biliyor. Bu süreçte de kişisel egoların, bazı anlaşılması güç hissiyatların dışa vurulmaması gerektiğini düşünüyorum. Kalitenin arttırılması için eleştiri mutlaka gerekli bir şey ama biz henüz eleştiri yapmayı bile bilmiyoruz. Saygı ve empatiden yoksunuz hala. İyi ve kötü eleştirinin nasıl yapacağını bile bilmiyoruz.
Ben kendi adıma yapılan tüm yerli girişimleri destekliyorum, hiç birini de diğerine rakip olarak görmemek gerektiğini düşünüyorum. Eğer global ölçekte iki yerli girişimin birbirine rakip olduğu günleri görebilirsek, bu problemi o zaman farklı açılardan değerlendirme şansımız olabilir belki de :)
Bir avuç insan bu işe kafa yoruyor, belki bunların en fazla yarısı projelerin içinde yer alıyor. Sanırım herkes bu konuda var olabilmek için genel anlamda ülkemizin belli bir yol katetmesi gerektiğini biliyor. Bu süreçte de kişisel egoların, bazı anlaşılması güç hissiyatların dışa vurulmaması gerektiğini düşünüyorum. Kalitenin arttırılması için eleştiri mutlaka gerekli bir şey ama biz henüz eleştiri yapmayı bile bilmiyoruz. Saygı ve empatiden yoksunuz hala. İyi ve kötü eleştirinin nasıl yapacağını bile bilmiyoruz.
Ben kendi adıma yapılan tüm yerli girişimleri destekliyorum, hiç birini de diğerine rakip olarak görmemek gerektiğini düşünüyorum. Eğer global ölçekte iki yerli girişimin birbirine rakip olduğu günleri görebilirsek, bu problemi o zaman farklı açılardan değerlendirme şansımız olabilir belki de :)
20 Haziran 2008
Girişimci - Yatırımcı Buluşması : Etohum

Efikrim projesinin ikinci aşaması olan etohum platformu önümüzdeki günlerde hayata geçecek. Şu an web sitesi kapalı beta olarak açık durumda. Özetle Burak Büyükdemir ve Goril A.Ş. organizatörlüğünde girişimci,yatırımcı ve profosyonelleri buluşturan bir platform. Geçtiğimiz aylarda yapılan efikrim projesi girişimci adayları olarak nitelendirebileceğimiz arkadaşlar için fikirlerini söz sahibi kişilerin karşısında sunma fırsatı sağlamıştı. etohum bunu bir adım öteye taşıyarak bu fırsatı uzun süreçlere yaymayı hedefliyor.
Etohum fikir sahibi girişimcilerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere konumlandırılmış. Özellikle girişimciler için iş planı hazırlama, şirket kurulum prosedürleri, muhasebe ve hukuksal bilgiler başta olmak üzere bir çok konuda yönlendirme sağlayacak. Girişimci ve yatırımcıların yanında bu sürece kendi tecrübelerini aktararak destek verecek bir danışman kadrosu da mevcut.
Ben bu oluşumu,ülkemizdeki internet girişimlerinin daha fazla hayata geçmesi konusunda atılan en büyük adım olarak görüyorum. Özellikle yabancı bir kaç risk sermayesi sağlayan firmanın katılacak olması yerli girişimlerimizi çok daha farklı yerlere getirecektir.
Burak Büyükdemir ve sponsor olarak destek veren tüm firmalara tebrikler.
Etiketler:
etohum,
internet girişimleri,
risk sermayesi
05 Mayıs 2008
İnternet Girişimleri
e-fikrim proje yarışmasının sunum gününde internet girişimi konusunda önde gelen isimlerin katıldığı bir panel vardı. Kalabalık bir katılımla yaklaşık 3 saat sürdü. Ben konuşmacılar ve katılımcılardan edindiğim önemli noktaları bir kaç maddede topladım.
* Amerika'da sadece online ayakkabı satışı yılda 10 milyar $ iken ülkemizdeki toplam online satış pazar hacmi yılda 500-600 milyon $ civarında
* Ülkemizde hala kimse Google'ın onbinlerce çalışanı olduğunu bilmiyor, youtube'u 2 kişi idare ediyor zannediyor.
* Fikir ve yatırımın yanı sıra proje yaptırma konusunda da bir takım sıkıntılar var.
* Projelerde önemli olan fikir değil, fikrin uygulanabilir hale getirilmesi. Ülkemizde insanlar sahip olduğu fikirlerin milyon dolar değerinde olduğunu düşünüyor.
* Global ölçekte bir proje çıkması zor ama yerel olarak yapılabilecek ve başarıya ulaşılabilecek çok fazla iş modeli var.
* İsim yapmış projelerin hepsinde belli bir aşamadan sonra ciddi seviyede yatırımlar mevcut. Youtube için bu yatırım desteği aylık 100.000 $ dı.

e-fikrim'i gerek yarışma, gerekse panel olarak değerlendiririsek sektör için faydalı olduğunu düşünüyorum. Yarışma katılımcılarından öyle çok çok büyük projeler çıkmasa da en azından 200 civarında arkadaş kendilerini ve de projelerini değerlendirme fırsatı buldu. Projeleri için iş planı hazırlamaları bile önemli bir deneyim olarak düşünülebilir. Başta Burak Hoca olmak üzere etkinlikte emeği geçen herkesi kutluyorum.
* Amerika'da sadece online ayakkabı satışı yılda 10 milyar $ iken ülkemizdeki toplam online satış pazar hacmi yılda 500-600 milyon $ civarında
* Ülkemizde hala kimse Google'ın onbinlerce çalışanı olduğunu bilmiyor, youtube'u 2 kişi idare ediyor zannediyor.
* Fikir ve yatırımın yanı sıra proje yaptırma konusunda da bir takım sıkıntılar var.
* Projelerde önemli olan fikir değil, fikrin uygulanabilir hale getirilmesi. Ülkemizde insanlar sahip olduğu fikirlerin milyon dolar değerinde olduğunu düşünüyor.
* Global ölçekte bir proje çıkması zor ama yerel olarak yapılabilecek ve başarıya ulaşılabilecek çok fazla iş modeli var.
* İsim yapmış projelerin hepsinde belli bir aşamadan sonra ciddi seviyede yatırımlar mevcut. Youtube için bu yatırım desteği aylık 100.000 $ dı.

e-fikrim'i gerek yarışma, gerekse panel olarak değerlendiririsek sektör için faydalı olduğunu düşünüyorum. Yarışma katılımcılarından öyle çok çok büyük projeler çıkmasa da en azından 200 civarında arkadaş kendilerini ve de projelerini değerlendirme fırsatı buldu. Projeleri için iş planı hazırlamaları bile önemli bir deneyim olarak düşünülebilir. Başta Burak Hoca olmak üzere etkinlikte emeği geçen herkesi kutluyorum.